Yakın zamanda Vatan Şaşmaz’ın oynadığı İETT reklam filmi izleyenler tarafından büyük bir tepki çekmişti ve bu reklamın inandırıcılığı tartışılmaya başlanmıştı. Bence de bu yapılan tepkiler gerçekten çok yerinde İETT’nin bu reklam filmini hazırlarken unuttuğu en önemli şey bu reklam filmini izlettirdiği insanlar her gün bu toplu taşıma araçlarının gerçek yüzünü ve gerçek durumunu gören kişiler.. Tamam, siz bu eziyet çeken insanlara böyle bir film ile gelirseniz, bu tür
Efendim… Gözümün nuru… Gül kokulum… Rabbimin en sevgili kulu… 1441 yıl önce buhranlı dünyaya bir anlam kattın… Sen geldin karanlıklar kayboldu… Sen geldin insanların içine bir umut doğdu… Sen geldin putperesler, kafirler, zalimler korktu… Ve sen geldin dünyaya eşsiz bir sıfatla… Sultanım… En sevgili… Abdulmuttalib’in neşesi… Amine’nin canı… Fatıma’nın güneşi… Sen ümmetinin ışığı, sen onsekiz bin alemin
Blogu ilk açtığın günü hatırlıyor musun? Hani çok heyecanlıydın.. İlk başta herşey bir blogger için heyecanlı görünür, diğer blogları an be an incelersin.. “Acaba benim blogumda ne eksik?” diye sorular sorarsın kendine. Blogunu en iyi bloglar arasına getirmek için tatlı bir uğraşa başlarsın artık. Blogundan çıkamazsın.. Günde bir yazı, hatta iki yazı, belki de onlarca yazı yazarsın nereye yazdığını bilmeden.. O zamana kadar beyninde birikmiş onca yazı vardır, bunları
Soğuk ve karlı bir gündü. Sobaya bir-iki tane daha odun attı. Üzerindeki battaniyeye biraz daha sıkı sarıldı. İçi üşüyordu. Artık yorulmuş olan bacaklarımın üstünde durmaya çalıştı. Ağır ağır adımlarla mutfağa gitti. Tezgâhta ki kuru ekmekleri bir poşete doldurup dışarı çıktı. Kapısının önündeki koltuğa oturup etrafına bakındı. Kuşlarını bekliyordu. Her sabah bu saatlerde gelirlerdi. Kuşları onun tek gerçek dostlarıydı. Her sabah onun yanına gelip, neşeli neşeli öterlerdi.
3d Motor Oyunu’nda kahramanımız aynı şehrin azizleri filminden fırlamış gibi. Bunun sebebi kahramanımızın aynı Harley Dawidson tarzı bir Amerikan tarzı motosiklet sürmesidir. Ve Amerikan motorlarının ne kadar güçlü ve konforlu olduğunu herhalde aramızda bilmeyen yoktur. Bu tarz motorların kontrolü çok güzel ve rahatdır. Bu motorlar sıradan motorların aksine çok daha güçlü motorlara sahiptirler. Bu yüzden dev cüsseleriyle nam salmıştır. Amerika’da Harley Dawidson bir tutkudur. Büyük
Rivayetlere ve bazı kaynaklara göre 15. yüzyılın sonlarında doğru, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatma altına alır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da verdiği zorlu etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir. Komutan düşünür… En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur’an bir elinde İncil : “Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim
Son bir kez daha görürsün onu..Sonra biter..Sen kendi hayatını yaşarsın, o kendi hayatını..Çoğu zaman aklına bile gelmez..Arada hatırlarsın, nasıldır merak edersin..Ama sadece düşünürsün..Gidip görmek istersin gidemezsin..Tam karar verirsin ayakların engel olur..Sen ona doğru adım atarsın, ayakların seni geri çeker..Saatler günleri, aylar yılları kovalar..Bir gün yolun onun yoluna düşer..Görürsün onu, o seni görmez..Gitmek istersin..Ardından gitmemek..Kalbinle aklın birbirine girer..Sonunda
Sözün bittiği yerde sessizliğin çığlığı duyulur. O an anlarsın ki bir şeyler bitmiş, bir şeyler gitmiş. Gözyaşların damla damla düşer yanaklarına. Ne kadar ağlasan da boşuna, bitmişi tekrar başlatmak anlamsızdır, eskisi gibi olmayacaktır sonuçta… Kalkarsın ayağa, dik durmaya çalışırsın… Güçlü görünmek için, yıkılmadım ayaktayım işte demek için… Dışarıdan ne kadar sağlam görünmeyi başarsan da için hala kırıktır. Gözlerini insanlardan kaçırırsın, kaçırırsın ki
Dünya’nın bir gün içerisinde en çok gezerek yorulmuş, bitkinleşmiş insanından herkese merhaba… Acayip bir giriş yaptım bu yazıya sanırım.. , Tarihler bir haftasonunu gösterirken çıktım yollara.. Otobüs-Tramway-Dolmuş… vasıtalarıyla İstanbulu Karış karış gezmeye devam. Sabahın erken saatlerinde kalkıp, “bugünde mi gezeceğim?” duygusuyla yıkadım yüzümü. Alel acele bir kahvaltı yaptıktan sonra Otobüs-Tramway-Otobüs üçlüsüyle, bugün geziye Şişli’den