Blogu ilk açtığın günü hatırlıyor musun? Hani çok heyecanlıydın.. İlk başta herşey bir blogger için heyecanlı görünür, diğer blogları an be an incelersin.. “Acaba benim blogumda ne eksik?” diye sorular sorarsın kendine. Blogunu en iyi bloglar arasına getirmek için tatlı bir uğraşa başlarsın artık. Blogundan çıkamazsın.. Günde bir yazı, hatta iki yazı, belki de onlarca yazı yazarsın nereye yazdığını bilmeden.. O zamana kadar beyninde birikmiş onca yazı vardır, bunları
Dünya’nın bir gün içerisinde en çok gezerek yorulmuş, bitkinleşmiş insanından herkese merhaba… Acayip bir giriş yaptım bu yazıya sanırım.. , Tarihler bir haftasonunu gösterirken çıktım yollara.. Otobüs-Tramway-Dolmuş… vasıtalarıyla İstanbulu Karış karış gezmeye devam. Sabahın erken saatlerinde kalkıp, “bugünde mi gezeceğim?” duygusuyla yıkadım yüzümü. Alel acele bir kahvaltı yaptıktan sonra Otobüs-Tramway-Otobüs üçlüsüyle, bugün geziye Şişli’den
Merhaba okurlarım, zaman ne çabuk geçti de bu kadar ara verdim bu projeyi yazmaya. Daha dün gibi hatırlıyorum ikinci konuyu yazarken heyecanlarımı. Her neyse konumuza dönelim, sonuç olarak bugün 3.adım konumu yazıyorum. Bu adımda nereler vardı? , aslında bugün fazla gezemedim çünkü güne geç başladığımdan vakit müsade etmedi. Her zamanki gibi Kabataş’da inerek Taksim meydana doğru yürüdüm. Harbiye Askeri Müzesi, Hilton Hotel, İstanbul TRT Radyosu, Atatürk Kitaplığı, Beyoğlu
Bir hafta önce başlamıştım birinci adım gezime. Bir hafta aradan sonra geçen hafta gezimi sizinle paylaşıyorum. İlk adım gezimde Taksim, Beyoğlu, İstiklal Caddesi gibi mekanları gezmiştik. Bu hafta İstiklal Caddesinden devam ederek Galata Kulesi ve Galata Köprüsünü gezdim.
İlk olarak Kabataş Tramvay durağında başladım fotoğraf çekmeye…
Kabataş Sahilde, denizin muhteşem ferah havasını hissedip, o sahil havasını içime çekip başladım… (daha fazla…)
15-16 aralık tarihlerinde Educatürk eğitim fuarı şenliğinde, üniversiteler tanıtıldı. Her okuldan öğrencilerin katılımın bulunduğu tanıtım seminerleri ve tanıtım günleri Lütfü Kırdar Kongre Merkezinde yapıldı. Bu tanıtım seminerlerinin amacı, öğrencilerin üniversiteleri tanıması, sınav kaygılarını kontrol altına almaları açısından büyük bir destek oldu. [singlepic id=39 w=500 h=400 float=center] Sabah saatlerinde Fuar’ın yapıldığı kongre merkezindeydik. Fuarda bir
İngilizce dönem ödevine gün itibariyle sabah saatlerinde başlamış bulunmaktayım. Bugün yaklaşık olarak 16 mekan gezdim. Mekanlara ulaşmakta fazla zorlanmadım ama sabahtan akşama kadar büyük bir ayak yorgunluğu oldu. Gezilmiş mekanlardan bazıları şöyle ; İnönü Stadyumu, Dolmabahçe Sarayı, Maçka Demokrasi Parkı, İTÜ Maçka kampüsü, İTÜ, Maçka parkı teleferik, Taksim Meydan, İstiklal caddesi ve ünlü mekanları… Daha önceki açılış konumda gezdiğim yerleri tanıtacağımı ve
Oof off, diyerek başlıyorum bir yazıya daha. Ne oldu biliyormusunuz? İngilizce öğretmenim bana bir “proje” ödevi verdi… Gel gelelim istanbulu gezmekle ne alakası var diyeceksiniz. Bu soruları duyar gibiyim. Ödevin içeriği şöyle, yaklaşık olarak 11 dosyada İstanbul’daki gezilecek 200 civarı mekan var. Bu mekanları gezeceğim ve hepsini ayrı ayrı fotoğraflayacağım. Peki nasıl olacak ? Çok uğraştım ödevin konusunu değiştirmek için, ne yaptım ne ettim değiştirtemedim.
Unut diyorsun, vazgeç diyorsun… Sence kolaymı ?, Aslında ilk tepki “Asla”dır. Asla’dır evet ! unutmak kolay değildir. belki ilk defa, belki ikinci, belki de her zaman ki gibi. Unutmak mı dersin ilk… vazgeçmekte zordur. Hemen hemen hepsini denemedim değil. Çok zor, belki kelimelerle ifade de edilmez… Unutmaya çalıştım, hemen hemen hepsini denedim dedim ya, ama ne yaptıysam olmadı… Aklımdan sildim, ya şuradan?. Çok zor anlasana! Hadi unuttuk diyelim, ya vazgeçmek ?
Bazen soruyorum kendime, hayatın anlamını… Bir cevap bulsam da rahatlasam artık diyorum, bu sorular hep Neden?, Neden?. Yaşadığımız hayatımız bu kadar anlamsız ve değersiz mi gerçekten?. Kurmaya çalıştığımız hayallerimiz hep yarımmı kaldı ? Gökyüzüne bakıyorum korkuyla, Ay’a hiç bu kadar yakın ve hiç bu kadar uzak olmamıştım diyorum kendi kendime… Sonra kafamı biraz daha çevirip yıldızların muhteşem görkemliğine ilişti gözlerim. Gecenin pusulu karanlığına baktım hemen