Yakın zamanda Vatan Şaşmaz’ın oynadığı İETT reklam filmi izleyenler tarafından büyük bir tepki çekmişti ve bu reklamın inandırıcılığı tartışılmaya başlanmıştı. Bence de bu yapılan tepkiler gerçekten çok yerinde İETT’nin bu reklam filmini hazırlarken unuttuğu en önemli şey bu reklam filmini izlettirdiği insanlar her gün bu toplu taşıma araçlarının gerçek yüzünü ve gerçek durumunu gören kişiler.. Tamam, siz bu eziyet çeken insanlara böyle bir film ile gelirseniz, bu tür
Blogu ilk açtığın günü hatırlıyor musun? Hani çok heyecanlıydın.. İlk başta herşey bir blogger için heyecanlı görünür, diğer blogları an be an incelersin.. “Acaba benim blogumda ne eksik?” diye sorular sorarsın kendine. Blogunu en iyi bloglar arasına getirmek için tatlı bir uğraşa başlarsın artık. Blogundan çıkamazsın.. Günde bir yazı, hatta iki yazı, belki de onlarca yazı yazarsın nereye yazdığını bilmeden.. O zamana kadar beyninde birikmiş onca yazı vardır, bunları
Rivayetlere ve bazı kaynaklara göre 15. yüzyılın sonlarında doğru, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatma altına alır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da verdiği zorlu etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir. Komutan düşünür… En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur’an bir elinde İncil : “Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim
Son bir kez daha görürsün onu..Sonra biter..Sen kendi hayatını yaşarsın, o kendi hayatını..Çoğu zaman aklına bile gelmez..Arada hatırlarsın, nasıldır merak edersin..Ama sadece düşünürsün..Gidip görmek istersin gidemezsin..Tam karar verirsin ayakların engel olur..Sen ona doğru adım atarsın, ayakların seni geri çeker..Saatler günleri, aylar yılları kovalar..Bir gün yolun onun yoluna düşer..Görürsün onu, o seni görmez..Gitmek istersin..Ardından gitmemek..Kalbinle aklın birbirine girer..Sonunda
Dünya’nın bir gün içerisinde en çok gezerek yorulmuş, bitkinleşmiş insanından herkese merhaba… Acayip bir giriş yaptım bu yazıya sanırım.. , Tarihler bir haftasonunu gösterirken çıktım yollara.. Otobüs-Tramway-Dolmuş… vasıtalarıyla İstanbulu Karış karış gezmeye devam. Sabahın erken saatlerinde kalkıp, “bugünde mi gezeceğim?” duygusuyla yıkadım yüzümü. Alel acele bir kahvaltı yaptıktan sonra Otobüs-Tramway-Otobüs üçlüsüyle, bugün geziye Şişli’den
Uzun bir aradan sonra tekrar bu sayfayı karalamak heyecanını yaşıyorum. Bazılarınız için merakla beklenen gezi yazılarımı, gerek okul gerekse normal yaşantım sebebiyle, yazmaktan üşengeçlik ettiğimin farkındayım. Ama ne kadar üşengeç olsam da sonunda gezimin 4.adımını oturup yazmaya karar verdim. Gel gelelim bu gezimizde neler var ? , Nereleri Gezdim ? Akaretler Yokuşu, Beşiktaş Çarşısı, Nişantaşı Gözde Mekanlar, Osmanbey Caddesi, City’s Avm, Reasürans
Merhaba, Ben hayali kalem…Tarih; 10 mart 2012…Bugünden itibaren türüne karar veremediğim yazılarımla sizlerle beraberim Hayali bir kalemin ne kadar bilgisi olur bilmiyorum… Yazılarıyla var olan ve yine yazılarıyla yok olan bir kalemim işte… Her cumartesi görüşmek üzere…
Her şeyin başlangıcı olduğu gibi bir sonu da vardır. Zaman çok çabuk geçiyor diyorum, inanmıyorlar. 15 koca gün, bir çırpı da geçti. Aslında yorucu bir eğitim maratonunun ardından güzel, dinlendirici, kafamızı dinleyeceğim bir tatil oldu, yarı yıl tatili.. Arkadaşlarımızdan, makaralardan uzak kalsak ta yine bu hafta başı yaz aylarına kadar uzun bir eğitim maratonu beni bekliyor. Tabi yapacağım en iyi iş derslerime çok çalışmak olacak, bundan hiç şüphem yok doğrusu… Neler Yaptım ? Bol bol
Merhaba okurlarım, zaman ne çabuk geçti de bu kadar ara verdim bu projeyi yazmaya. Daha dün gibi hatırlıyorum ikinci konuyu yazarken heyecanlarımı. Her neyse konumuza dönelim, sonuç olarak bugün 3.adım konumu yazıyorum. Bu adımda nereler vardı? , aslında bugün fazla gezemedim çünkü güne geç başladığımdan vakit müsade etmedi. Her zamanki gibi Kabataş’da inerek Taksim meydana doğru yürüdüm. Harbiye Askeri Müzesi, Hilton Hotel, İstanbul TRT Radyosu, Atatürk Kitaplığı, Beyoğlu